| Ayşe ATABAY ATABAY Yönetim Kurulu Başkan Vekili |
Zeynep ATABAY TAŞKENT ATABAY Yönetim Kurulu Başkanı |
Geleceğe Yön Veren
Kadın Liderler
İlaç sektörünün köklü ailelerinden Atabay Ailesi’nin yeni nesil liderleri Ayşe Atabay ve Zeynep Atabay Taşkent ile sektörde kadın yönetici ve lider olmak konulu sohbetimizde Atabay İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Atabay Taşkent sorularımızı cevaplandırarak, kadın yöneticilere mesajlar aktardı.
Öncelikle sizi biraz daha yakından tanımak isteriz. Liderlik yolculuğunuz nasıl başladı?
Liderliği tanımlarken hangi perspektiften baktığımızı netleştirmek gerekir. Tarihsel olarak rekabet ve güçodaklı bir liderlik anlayışı vardır. Bunun yanında kapsayıcı, bir araya getiren, büyüten ve sürdürülebilir değer üreten bir yaklaşımda bulunmaktadır. Ben ikinci yaklaşımı benimsiyorum.
Dedemizle başlayan eczacılık geleneği ve babamızın devreye girmesiyle büyüyen ilaç fabrikalarımız oldu. Bu geçmişi bilerek, İstanbul Robert Koleji’nden sonra Nottingham Üniversitesi’nde kimya okudum. Eğitimimi tamamladıktan sonra hemen çalışmaya başladım. 1990’ların sonunda Camel Trophy macera yarışlarına katıldım ve finale kalan üç kişiden biri oldum. Ardından Eco Challenge yarışlarında ülkemizi Patagonya, Malezya ve Yeni Zelanda’da “Team Turk” adıyla; tek Türk takımı ve tek kadın sporcu olarak temsil ettim. Bu deneyimler bana dayanıklılığı, stratejiyi ve ekip uyumunu öğretti.
Yelken kültürü de kurumumuzun önemli bir parçasıdır. Onursal Başkanımız ve babamız Bülent Atabay, Orient Express teknesiyle uzun yıllar yarışmış ve önemli başarılar elde etmiştir. Disiplin ve strateji bu geleneğin temelini oluşturur. Daha sonra ben de bir önceki nesil tekneyle yarışlara katıldım ve deneyimli bir olimpik dümenciyle çalıştım. Takımı birlikte kurduk, stratejiyi birlikte belirledik ve uyguladık. Bu süre., liderliğin bireysel bir güç gösterisi değil; doğru insanları bir araya getirme ve uzmanlığa alan açma süreci olduğunu bana bir kez daha gösterdi.
Bugün Yönetim Kurulu Başkan Vekilimiz Ayşe Atabay ile birlikte yürüttüğümüz liderlik anlayışı da bu yaklaşımı temel alır. Farklı bakış açılarını bir araya getirerek kolektif akıl ile ilerliyoruz. Önemli olan tek başına öne çıkmak değil; doğru ekiple doğru hedefe ulaşmaktır.
Yönetim anlayışınızı nasıl tanımlarsınız?
Empati kurabilen, kapsayıcı ancak hedefleri net belirleyen bir yönetim anlayışına inanıyorum. Geniş çerçeveyi açık biçimde çizerim ve bu çerçeve içinde ekiplerimin disiplinli ve yenilikçi çalışmalarına alan tanırım. Kurumsal yapı şirketi ayakta tutar, inovatif yaklaşım ise değişime uyum sağlar. Sürdürülebilir başarı için her ikisi de gereklidir. Şirketlerin sorumluluğu yalnızca finansal performansla sınırlı değildir. İçinde yaşadığımız topluma ve çevreye karşı da yükümlülüğümüz vardır. Liderlik, bugünü yönetirken geleceği de düşünmeyi gerektirir. Yönetim Kurulu Başkan Vekilimiz Ayşe Atabay ve Strateji & Ar-Ge Direktörümüz Doğan Taşkent ile birlikte oluşturduğumuz yönetim modeli; güven, istişare ve ekip uyumu üzerine kuruludur. Farklı uzmanlıkları aynı vizyon etrafında buluşturmak temel önceliğimizdir.
İlaç ve sağlık sektöründeki dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de ilaç şirketleri büyük ölçüde regülasyonla tanımlanmış bir alan içinde faaliyet gösteriyor. Bu alanın kurucuları küresel büyük ilaç şirketleridir. Başkasının kurduğu oyunda kalıcı üstünlük sınırlı olabilir. Bu nedenle sağlık sektörünü bütüncül bir bakışla yeniden düşünmemiz gerektiğine inanıyorum.
Hastane, hekim, eczacı ve ilaç şirketlerinin daha entegre çalıştığı bir modele ihtiyaç var. Özellikle eczacıların gü.lü bir eğitim altyapısı bulunuyor. Potansiyellerinin daha stratejik biçimde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yerli üretim ve Ar-Ge konusunda Türkiye’nin potansiyelini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’nin Ar-Ge altyapısı gü.leniyor. IBG, Boğaziçi Üniversitesi ve TÜSEB gibi merkezlerin yanı sıra GLP sertifikalı laboratuvarlar, Faz-I klinik araştırma merkezleri, sanayi Ar-Ge merkezleri, TÜBİTAK ve TÜSEB destek mekanizmaları, GMP onaylı pilot tesisler ve teknokent yapıları önemli bir potansiyel oluşturuyor. Nitelikli insan kaynağımız mevcut. Eczacılık, tıp, mühendislik ve moleküler biyoloji alanlarında yüksek lisans ve doktora programlarımız bulunuyor.
Eksik olan unsur; uzun vadeli, amaç bazlı ve koordineli bir ulusal stratejidir. Biz kurum olarak iş birliklerini artırarak bu koordinasyonu gü.lendirmeye katkı sunmaya çalışıyoruz.
Kadın lider kimliğiyle iş dünyasında yer almak sizin için ne ifade ediyor?
Kadın liderler genellikle iş birliği, kapsayıcılık ve birlikte büyüme perspektifiyle hareket eder. Ayşe Atabay ile birlikte yürüttüğümüz liderlik modelinde empati ve uzun vadeli düşünme yaklaşımı belirleyicidir.
Karar alırken yalnızca finansal sonuçları değil; çalışan bağlılığını, toplumsal etkiyi ve gelecek nesillere bırakacağımız mirası da dikkate alıyoruz. Uzlaşma kültürü sürdürülebilir bir denge yaratır. Bu da kurum içinde güçlü bir güven ortamı oluşturur.
Sizce kadın liderler kurum kültürüne ve karar alma süre.lerine nasıl bir farklılık katıyor?
Özellikle sağlık sektöründe üst yönetimde kadın temsilinin görece yüksek olduğunu görüyoruz. Liyakat temelli ilerleme mümkündür ve örnekleri mevcuttur. Fırsat eşitliğinin kurumsal politikalarla güvence altına alınması, mentorluk mekanizmalarının güçendirilmesi ve kadın yöneticiler arasında deneyim paylaşımının desteklenmesi bu süreci hızlandıracaktır.
Bir espri olarak, babaların işleri kızlarına bırakması çözüm olabilir. Ancak ciddiyetle ifade etmek gerekirse; özellikle sağlık sektöründe üst yönetimde kadın temsilinin görece daha yüksek olduğunu görüyoruz.
Bu alanlarda liyakat temelli ilerleme mümkün ve gözlemlenebilir durumda. Önemli olan; fırsat eşitliğini kurumsal politikalarla güvence altına almak, mentorluk sistemlerini güçlendirmek ve kadın yöneticiler arasında deneyim paylaşımını desteklemektir.
Genç kadınların kariyer yolculuklarında cesur adımlar atabilmeleri için onlara ne tavsiye edersiniz?
Genç kadınlara en önemli tavsiyem, potansiyellerine inanmaları ve yetkinliklerini sürekli geliştirmeleridir. Cesaret, belirsizliğe rağmen adım atabilmektir. Kadınların hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri de çocuk sahibi olmaktır.
Kadının bu süreci ve çocuğuyla olan ilişkiyi doğru zamanlama ile yönetebilmesi, genel yaşam başarısında belirleyici olabilmektedir. Bu nedenle dengeyi ve dolayısıyla huzuru yakalamak büyük önem taşır.
Genç kadınlar potansiyellerinin farkında olmalı, yetkinliklerini geliştirmekten vazgeçmeden bulundukları alanlarda değer üretmeye odaklanmalıdır.
Biz de şirket olarak genç kadınların bu potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bir çalışma ortamı oluşturmayı önemsiyoruz. Fırsat eşitliğini sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri olarak görüyor, kadın çalışan oranımızı artırmaya yönelik somut adımlar atıyoruz. Bugün kadın çalışan oranımız %37 seviyesinde. Yönetim kadromuzda %38 kadın temsili bulunuyor ve Yönetim Kurulumuzda %100 kadın temsili sağlanmış durumda. Kadın istihdamında %15 artış hedefimiz doğrultusunda sistematik çalışmalar yürütüyoruz.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajınız nedir?
8 Mart, eşitlik konusuna dair bir söz değil, somut adımların konuşulması gereken bir gündür. 1.149 kişilik organizasyonumuzda 425 kadın çalışanımız bulunuyor. 145 yöneticimizin 55’i kadın. STEM rollerinde 102 kadın çalışanımız var ve 2025 yılında 40 kadın çalışanımız terfi etti. “Fırsat Eşitliğini Destekleyen Şirket” olmayı uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Kadın istihdamını artırmaya, yönetimde dengeli temsili güçlendirmeye ve tüm çalışanlarımız için adil bir çalışma ortamı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Eşitlik bir tercih değildir. Sürdürülebilir başarıyı, güçlü kurumları ve daha adil bir geleceği mümkün kılan temel bir gerekliliktir.
Sektördeki kadın gücünü konuştuğumuz bu özel röportajın tamamını okumak için linke https://eczacidergisi.com.tr/dergilik/ tıklayınız.
Eczacı Dergisi 245 – Mart 2026
